Asya Akademi — İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Kurumu
Fabrika ortamında baret ve reflektörlü yelek giyen İSG uzmanı elindeki dosyayı inceliyor
Rehber

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirimi Nasıl Yapılır? Kapsamlı Rehber

Bir iş kazası yaşandığında krizin nasıl yönetileceği ve SGK bildirimlerinin hangi yasal sürelerde yapılacağı, işletmelerin hukuki ve mali geleceğini belirler. Mevzuata uygun bildirim süreçlerinin tüm teknik detayları.

24 Temmuz 202610 dk okuma

Öne çıkanlar

  • İş kazası bildirimleri, kazadan sonraki 3 iş günü içinde SGK e-bildirge sistemi üzerinden yapılmalıdır.
  • Meslek hastalığı bildirim süresi, işverenin durumu öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günüdür.
  • Bildirim yükümlülüğünün ihlali, idari para cezalarının yanı sıra SGK'nın rücu davalarıyla devasa maliyetlere yol açar.
  • İşveren tarafından sağlanan servis aracıyla gidiş gelişlerde yaşanan kazalar da yasal olarak iş kazası sayılır.

Bir işletmede istenmeyen bir olay yaşandığında, saniyeler bile büyük bir önem taşır. Olayın sıcaklığıyla ilk müdahaleler yapılırken, arka planda işlemeye başlayan yasal bir kronometre vardır. Bu kronometre, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun emrettiği bildirim süreleridir. Sahadaki tecrübelerimiz, kriz anında yaşanan panik havasının en çok yasal bildirim süreçlerinde geri dönüşü olmayan hatalara yol açtığını gösteriyor. Yanlış girilen bir tarih, eksik yazılan bir tanık beyanı veya sürenin sadece birkaç saat aşılması, işletmeleri altından kalkamayacakları hukuki ve mali yüklerin altına sokabiliyor.

Sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için olayın yasal sınırlarının çok iyi çizilmesi gerekir. Bir olayın iş kazası sayılıp sayılmaması sadece işyerinin kapıları içinde gerçekleşmesine bağlı değildir. Aynı şekilde meslek hastalıkları da aniden ortaya çıkmayan, yıllara yayılan sinsi süreçler olduğu için tespit ve bildirim aşamaları çok daha karmaşık bir prosedür gerektirir. Profesyonel bir İş Güvenliği Uzmanlığı (İSG) Eğitimi almış personelin veya deneyimli bir işyeri hekiminin bu süreçteki yönlendirmeleri, işverenin en büyük güvencesidir. Hangi durumların bildirime tabi olduğunu, SGK sistemine verilerin nasıl işleneceğini ve bildirim ihmallerinin yaratacağı rücu davalarının boyutlarını en ince ayrıntısına kadar inceleyeceğiz.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tanımı: Yasal Sınırlar Nerede Başlar?

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, iş kazasının çerçevesini oldukça geniş ve işçi lehine yorumlanacak şekilde çizer. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü bedensel veya ruhsal zarar iş kazasıdır. Ancak yasa koyucu bununla yetinmemiş, işyeri sınırları dışındaki bazı durumları da kapsama almıştır. Örneğin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle başka bir yere gönderilen çalışanın yolda geçirdiği kaza, emz kaza, veya işverenin sağladığı servis aracıyla işe gidiş geliş sırasında yaşanan trafik kazaları net bir şekilde iş kazası statüsündedir. Hatta emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda geçirdiği kazalar bile bu kapsamda değerlendirilir.

Burada en çok kafa karıştıran konulardan biri 'illiyet bağı' yani nedensellik ilkesidir. İşyerinde geçirilen bir kalp krizi iş kazası mıdır? Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kalp krizi, beyin kanaması gibi rahatsızlıklar, işle doğrudan bir nedensellik bağı olmasa bile iş kazası olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle işverenlerin 'bu kaza işten kaynaklanmadı, evdeki stresinden kalp krizi geçirdi' diyerek bildirim yapmaktan kaçınması, hukuken yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Olayın iş kazası olup olmadığına karar verecek merci işveren değil, SGK müfettişleri ve mahkemelerdir.

Meslek hastalığı ise 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde tanımlanmıştır. Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Meslek hastalıklarında etkenin işyerinden kaynaklandığının ispatı tıbbi raporlarla sabitlenir. Tozlu ortamlarda çalışanlarda görülen pnömokonyoz, gürültülü ortamlarda çalışanlardaki işitme kayıpları veya kimyasallara maruziyet sonucu gelişen cilt hastalıkları en tipik örneklerdir. Bu hastalıkların önlenmesinde düzenli sağlık taramaları ve çalışanlara verilen Temel İSG Eğitimi (Çalışanlar İçin) sırasındaki bilinçlendirme faaliyetleri hayati rol oynar.

Olayın Gerçekleşme Şekliİş Kazası Sayılır mı?Açıklama / Gerekçe
İşveren servisiyle işe gelirken yaşanan kazaEvet5510 Sayılı Kanun Madde 13/e bendi gereği kapsamdadır.
Kendi özel aracıyla işe gelirken yaşanan trafik kazasıHayırİşverenin tahsis ettiği bir araç olmadığı için kapsam dışıdır.
İşyerinde dinlenme saatinde geçirilen kalp kriziEvetOlayın işyeri sınırları içinde gerçekleşmesi yeterli kabul edilir.
İşveren tarafından başka şehre görevlendirilen personelin otelde düşmesiEvetGörevlendirme süresi boyunca çalışanın uğradığı kazalar dahildir.
Mesai saatleri dışında, işyeri dışında arkadaşlarıyla kavga etmeHayırİşin yürütümüyle veya işyeri sınırlarıyla bir bağlantısı yoktur.
İş Kazası Kapsamına Giren ve Girmeyen Durumlar

Bildirim Süreleri: Kanuni Süreleri Kaçırmanın Ağır Bedelleri

İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinde en kritik parametre zamandır. 5510 sayılı Kanun, işverenlere iş kazalarını, kazadan sonraki 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirme zorunluluğu getirmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli kavram 'iş günü' ifadesidir. Hafta sonları (Cumartesi ve Pazar) ile resmi tatiller iş günü sayılmaz. Örneğin, Çarşamba günü meydana gelen bir iş kazasının en geç takip eden haftanın Pazartesi günü mesai bitimine kadar SGK'ya bildirilmesi gerekir. Ancak uygulamada, sürenin son gününe bırakılan bildirimlerde sistem arızaları veya eksik bilgi nedeniyle gecikmeler yaşandığına sıklıkla şahit oluyoruz. Bu yüzden tavsiyemiz, kazanın gerçekleştiği gün veya en geç ertesi gün bildirimin tamamlanmasıdır.

Meslek hastalıklarında ise sürenin başlangıç noktası farklıdır. Meslek hastalığı aniden gerçekleşen bir olay olmadığı için, bildirim süresi işverenin bu durumu öğrendiği günden itibaren başlar. İşveren, yetkili sağlık hizmet sunucuları veya SGK tarafından kendisine bildirilen meslek hastalığı vakasını, öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde kuruma bildirmekle mükelleftir. Ayrıca, 6331 sayılı İSG Kanunu gereğince, ölüme veya yaralanmaya neden olmayan ancak işyeri veya iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan 'Ramak Kala' olayların da işletme içindeki İSG profesyonellerine bildirilmesi ve kayıt altına alınması yasal bir zorunluluktur.

Kolluk Kuvvetlerine Bildirim Zorunluluğu

İş kazası meydana geldiğinde sadece SGK'ya bildirim yapmak yeterli değildir. Kazanın derhal (gecikmeksizin) o yerin yetkili kolluk kuvvetlerine (Polis veya Jandarma) bildirilmesi zorunludur. Kolluk kuvvetlerine haber verilmemesi, olayın adli boyutunun örtbas edilmeye çalışıldığı şüphesini doğurur ve savcılık soruşturmalarında işvereni çok zor duruma düşürür.

Bildirim sürelerinin hesaplanmasında sağlık kuruluşlarının SGK'ya yaptığı provizyon bildirimleri işverenleri yanıltmamalıdır. Hastaneler, iş kazası vakasıyla gelen bir çalışana müdahale ettiklerinde durumu kendi sistemlerinden SGK'ya 'iş kazası provizyonu' ile bildirirler. Ancak hastanenin yaptığı bu bildirim, işverenin 3 iş günlük yasal bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren, e-bildirge sistemi üzerinden kendi bildirimini bağımsız olarak yapmak zorundadır. 'Hastane zaten polise ve SGK'ya haber vermiş, benim yapmama gerek yok' yanılgısı, sahada en çok karşılaştığımız ve ağır idari para cezalarıyla sonuçlanan hataların başında gelir.

Bildirim TürüBildirilecek KurumYasal SüreSorumlu Kişi/Makam
İş KazasıKolluk Kuvvetleri (Polis/Jandarma)Derhal (Gecikmeksizin)İşveren / İşveren Vekili
İş KazasıSosyal Güvenlik Kurumu (SGK)Kazadan sonraki 3 İş Günüİşveren / İK Departmanı
Meslek HastalığıSosyal Güvenlik Kurumu (SGK)Öğrenildiği tarihten itibaren 3 İş Günüİşveren
Ramak Kala Olayıİşletme İçi İSG Birimiİşyeri iç prosedürüne göre (Genelde 24 saat)Kazayı yaşayan/gören çalışan
İSG Bildirim Süreleri ve Sorumluluk Tablosu

Adım Adım SGK e-Bildirim Süreci Nasıl İşler?

Teknolojinin entegrasyonu sayesinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri artık tamamen elektronik ortamda yapılmaktadır. Süreç, SGK'nın resmi web sitesindeki 'e-SGK' portalı üzerinden veya doğrudan e-Devlet kapısı aracılığıyla 'İş Kazası ve Meslek Hastalığı e-Bildirim' uygulamasına giriş yapılarak yürütülür. Sisteme giriş yapabilmek için işveren veya yetkilendirdiği kişinin e-Devlet şifresi, mobil imza veya elektronik imza sahibi olması gerekir. Sisteme girildiğinde, ilgili işyerinin SGK sicil numarası seçilerek işleme başlanır.

SGK e-bildirge sistemi üzerinden iş kazası dijital bildirimi
İş kazası bildirimleri SGK e-bildirim portalı üzerinden yasal süreler içinde dijital olarak tamamlanmalıdır.

Form doldurulurken sistem sizden kazazedenin T.C. Kimlik Numarasını isteyecektir. Bu numara girildiğinde çalışanın temel bilgileri otomatik olarak ekrana yansır. Sonrasında kazanın gerçekleştiği tarih ve saat tam olarak girilmelidir. Kazanın oluş şekli, kazaya neden olan etken (makine, düşme, elektrik çarpması vb.) ve kazanın gerçekleştiği bölüm detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Bu açıklama metni son derece kritiktir; çünkü SGK müfettişleri olayı incelerken ilk olarak bu beyanı dikkate alırlar. Çelişkili, eksik veya gerçeği yansıtmayan beyanlar, ileride açılacak tespit davalarında işverenin aleyhine delil olarak kullanılır.

Bildirim formunun en önemli kısımlarından biri de tanık beyanlarıdır. Olayı gören kişilerin T.C. Kimlik Numaraları ve iletişim bilgileri sisteme girilmelidir. Eğer olayın bir tanığı yoksa, bu durum da formda açıkça belirtilmelidir. Formun sonunda, kazazedenin kazadan sonraki sağlık durumu (ayakta tedavi, yatarak tedavi, ölüm) işaretlenir ve bildirim onaylanarak sistemden bir barkodlu çıktı alınır. Bu çıktı, bildirimin yasal süresi içinde yapıldığının en önemli kanıtıdır ve işyerindeki İSG dosyasında mutlaka fiziki veya dijital olarak saklanmalıdır.

Meslek Hastalığı Bildiriminde İşyeri Hekiminin Kritik Rolü

Meslek hastalıklarının tespiti, iş kazalarına göre çok daha uzun ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Çalışan, sağlık sorunları nedeniyle sıradan bir polikliniğe başvurduğunda hekim bu durumun işten kaynaklandığından şüphelenebilir. Ancak kesin tanıyı koyma yetkisi sadece Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş Meslek Hastalıkları Hastaneleri ile Eğitim ve Araştırma Hastanelerine verilmiştir. Şirket bünyesinde görev yapan ve İşyeri Hekimliği Kursu nu başarıyla tamamlamış hekimlerin en büyük sorumluluğu, periyodik muayeneler sırasında bu hastalıkları henüz başlangıç aşamasındayken tespit edip çalışanı yetkili hastanelere sevk etmektir.

İşyeri hekimi ve İSG uzmanının meslek hastalığı raporu değerlendirmesi
Meslek hastalığı şüphesi durumunda işyeri hekimi ve İSG uzmanı koordineli çalışarak maruziyet süreçlerini değerlendirmelidir.

Yetkili hastane tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu, SGK Sağlık Kuruluna gönderilir. SGK Sağlık Kurulu, raporu ve işyerindeki maruziyet belgelerini inceleyerek hastalığın meslek hastalığı olup olmadığına ve çalışandaki meslekte kazanma gücü kayıp oranına karar verir. İşte işverenin 3 iş günlük bildirim süresi, SGK'nın bu kesin kararını işverene tebliğ ettiği veya işverenin bu durumu yetkili makamlardan öğrendiği gün başlar. Bu aşamada işyeri hekiminin işyeri ortam ölçümleri (toz, gürültü, kimyasal vb.) ve sağlık gözetimi kayıtlarını eksiksiz tutmuş olması, sürecin şeffaflığı açısından hayati öneme sahiptir.

Eğer işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı, işverene meslek hastalığı şüphesini yazılı olarak (Onaylı Defter aracılığıyla) bildirmiş ancak işveren gerekli önlemleri almamışsa, ortaya çıkacak her türlü hukuki ve cezai sorumluluk doğrudan işverene aittir. İSG profesyonellerinin yasal sorumluluktan kurtulabilmesi için tespit ve önerilerini mutlaka Onaylı Deftere yazmaları ve bir nüshasını kendilerinde muhafaza etmeleri gerekmektedir.

Bildirim Yapılmaması veya Geç Yapılması Durumunda Uygulanan Yaptırımlar

İş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinin yasal süresi içinde yapılmaması, işverenleri sadece idari para cezalarıyla değil, çok daha yıkıcı olan rücu davalarıyla karşı karşıya bırakır. 6331 sayılı İSG Kanunu uyarınca, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere her bir kaza veya hastalık vakası için ayrı ayrı İdari Para Cezası (İPC) uygulanır. Bu cezaların miktarı, işletmenin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre katlanarak artar. Özellikle çok tehlikeli sınıfta yer alan büyük işletmeler için bu cezalar ciddi meblağlara ulaşmaktadır.

Ancak asıl tehlike İPC değil, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinde düzenlenen SGK'nın rücu (geri alma) hakkıdır. Eğer işveren iş kazasını süresinde bildirmezse, SGK'nın kazazede çalışana yapacağı tüm masraflar (tedavi giderleri, geçici işgöremezlik ödenekleri, sürekli işgöremezlik gelirleri) bildirim tarihine kadar işverenden tahsil edilir. Daha da kötüsü, eğer kaza işverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymamasından kaynaklanmışsa (örneğin makine koruyucusu takılmamışsa veya çalışana eğitim verilmemişse), SGK çalışana ödediği tüm parayı kusuru oranında işverene rücu eder. Özellikle A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Eğitimi müfredatında detaylıca işlenen bu konu, şirketlerin iflasına bile yol açabilecek bir mali risk barındırır.

Geç Bildirim veya Gizleme Durumunda İşverene Yansıyan Maliyet Dağılımı
SGK Rücu Davaları (Tedavi ve Ödenekler)60 %
İdari Para Cezaları (İPC)25 %
Manevi Tazminat Davaları15 %

Yukarıdaki verilerden de anlaşılacağı üzere, bir iş kazasını gizlemeye çalışmanın veya bildirimi geciktirmenin maliyeti, dürüst ve zamanında yapılan bir bildirimin sonuçlarından katbekat ağırdır. İş kazası sonrasında çalışanın ailesi tarafından açılabilecek maddi ve manevi tazminat davaları da (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı vb.) bu tabloya eklendiğinde, yasal mevzuata harfiyen uymanın ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

İş Kazası Sonrası Kök Neden Analizi ve DÖF Süreçleri

SGK'ya yasal bildirimi yapmak, kriz yönetiminin sadece bürokratik kısmıdır. İSG profesyonelleri için asıl iş, bildirimden sonra başlar. Bir kazanın tekrar yaşanmasını önlemek, o kazanın gerçek nedenlerini bulmakla mümkündür. 'İşçi dikkatsizdi' veya 'Kurallara uymadı' gibi yüzeysel açıklamalar, modern iş sağlığı ve güvenliği anlayışında kabul edilemez. Kaza araştırmalarında '5 Neden (5 Whys)' veya 'Balık Kılçığı (Ishikawa)' gibi sistematik kök neden analizi yöntemleri kullanılmalıdır.

İş kazası kök neden analizi ve sahada tehlike tespiti
Kazanın ardından sahada yapılacak detaylı kök neden analizi, benzer olayların tekrar yaşanmasını engellemenin tek yoludur.

Örneğin, bir çalışanın yüksekten düşmesi olayında sadece emniyet kemeri takmadığını tespit etmek yeterli değildir. Neden takmadı? Çünkü kemer uygun bedende değildi. Neden uygun bedende kemer yoktu? Çünkü satın alma birimi standart beden siparişi vermişti. Neden böyle bir sipariş verildi? Çünkü risk değerlendirmesi ve kişisel koruyucu donanım seçimi prosedürü eksikti. İşte gerçek kök neden budur. Bu neden bulunduktan sonra acilen Düzeltici ve Önleyici Faaliyet (DÖF) süreci başlatılmalı, risk değerlendirme raporu güncellenmeli ve tüm çalışanlara konuyla ilgili acil durum eğitimi verilmelidir.

Bu süreçte elde edilen bulgular, İSG kurul toplantılarında gündeme alınmalı ve üst yönetime raporlanmalıdır. Uzmanların İSG Yenileme (Vize) Eğitimi periyotlarında da sıkça vurgulandığı gibi, öğrenen organizasyonlar hatalarından ders çıkaran ve sistemlerini sürekli iyileştiren kurumlardır. Kök neden analizi yapılmadan kapatılan her kaza dosyası, gelecekteki daha büyük ve muhtemelen ölümcül bir kazanın habercisidir.

Sahada En Sık Karşılaştığımız 5 Ölümcül Bildirim Hatası

Yıllardır sahada edindiğimiz tecrübeler, işverenlerin ve İK departmanlarının bildirim süreçlerinde birbirine çok benzer hatalar yaptığını gösteriyor. Bu hataların bir kısmı bilgi eksikliğinden, bir kısmı ise olayın ciddiyetini kavrayamamaktan kaynaklanıyor. Hataları önceden bilmek, kriz anında doğru reaksiyon göstermenin anahtarıdır.

  • Ufak Yaralanmaları Bildirmemek: 'Sadece parmağı kesildi, bant yapıştırdık geçti' denilerek bildirilmeyen kazalar, enfeksiyon veya tetanos gibi komplikasyonlar geliştiğinde büyük hukuki sorunlara dönüşür.
  • Tarih ve Saatle Oynamak: Bildirim süresini kaçıran işverenlerin kaza tarihini sisteme farklı girmesi evrakta sahtecilik suçuna girer ve tespiti halinde cezai yaptırımları çok ağırdır.
  • İşyeri Dışı Kazaları Kapsam Dışı Saymak: Görevlendirme ile il dışına giden personelin geçirdiği kazayı veya servis kazalarını bildirmemek sıklıkla yapılan bir mevzuat hatasıdır.
  • Hastanenin Yaptığı Provizyonu Yeterli Görmek: Hastanenin SGK'ya girdiği iş kazası provizyonunun, işverenin e-bildirge yükümlülüğünü kaldırdığını sanmak İPC yemenin en garanti yoludur.
  • Tanık Beyanlarını Çelişkili Girmek: Olayı görmeyen kişileri tanık yazmak veya tanıkların polis/SGK ifadeleriyle e-bildirge formundaki açıklamaların uyuşmaması süreci kilitler.
İş kazası bildirimi bir itiraf değil, yasal bir zorunluluktur. Saklanan her kaza, işverenin boynuna dolanan hukuki bir ilmek haline gelir.

Kaza Geliyorum Demez: Etkili Bir İSG Yönetim Sistemi Kurmak İçin Kritik Adımlar

İş kazası ve meslek hastalığı bildirim süreçlerini kusursuz yönetmek önemli olsa da, asıl hedef bu bildirimlere hiç ihtiyaç duymayacak güvenli bir çalışma ortamı yaratmaktır. Proaktif bir İSG kültürü oluşturmak, sadece evrakları tam tutmakla değil, sahaya inmekle ve çalışanları süreçlere dahil etmekle başlar. Kaza yaşanmadan önce alınacak önlemler, kaza sonrası ödenecek bedellerden her zaman daha ucuz ve insanidir.

İşe, işletmenizin mevcut durumunu analiz ederek başlayın. Risk değerlendirme raporunuz gerçekten sahanın tehlikelerini yansıtıyor mu, yoksa sadece masa başında kopyala-yapıştır yöntemiyle mi hazırlanmış? Çalışanlarınıza verdiğiniz eğitimler sadece imza föyünden mi ibaret, yoksa davranış odaklı bir değişimi tetikliyor mu? Acil durum planlarınızda iş kazası senaryoları detaylıca çalışılmış mı? İşyerinizde bir kaza yaşandığında kimin 112'yi arayacağı, kimin SGK bildirimini yapacağı, kimin ailesine haber vereceği net bir akış şemasıyla belirlenmiş olmalıdır.

Son adım olarak, şirket içi denetim mekanizmalarınızı güçlendirin. İSG profesyonellerinizin tespitlerini dikkate alın ve bütçe kısıtlamalarını iş güvenliğinin önüne koymayın. Unutmayın, mevzuata tam uyum sağlamak ve çalışan sağlığını korumak, işletmenizin sürdürülebilirliği için yapılabilecek en değerli yatırımdır. Bildirim prosedürlerini İK, muhasebe ve İSG birimlerinizin ortak katılımıyla periyodik olarak tatbikatlarla test edin; böylece gerçek bir kriz anında kimse ne yapacağını düşünmekle vakit kaybetmez.

Sıkça sorulan sorular

Hayır, yasal bildirim süresi olan 3 'iş günü' hesaplamasında Cumartesi, Pazar günleri ve resmi tatiller hesaba katılmaz. Sadece resmi mesai günleri sayılır.

Hayır, çalışanın kendi imkanlarıyla veya özel aracıyla işe gelip giderken geçirdiği kazalar yasal olarak iş kazası sayılmaz. Ancak işverenin tahsis ettiği servis aracıyla yaşanan kazalar iş kazasıdır.

Süresi içinde bildirim yapılmaması durumunda idari para cezası kesilir. Daha önemlisi, SGK'nın kazazedeye yaptığı tüm sağlık ve ödenek masrafları işverenden rücu (geri talep) edilir.

Eğer çalışan kazayı gizler veya sonradan hastaneye başvurursa, işverenin bildirim süresi, durumu (sağlık raporu veya SGK tebligatı ile) öğrendiği tarihten itibaren başlar.

Yasal bildirim yükümlülüğü işverene aittir. Ancak işveren bildirimi yapmazsa, çalışan doğrudan SGK'ya dilekçe ile başvurarak durumu ihbar edebilir ve müfettiş incelemesi başlatabilir.

Hayır, ramak kala olayları (yaralanma veya hasar olmayan tehlikeli durumlar) SGK'ya bildirilmez. Ancak işyeri içindeki İSG birimine bildirilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.

60 saniyede ön kayıt

Yeni dönem kontenjanları dolmadan yerinizi ayırtın

Formu doldurun, WhatsApp'ta eğitim danışmanınızla anında görüşmeye başlayın. Ücret, taksit ve dönem takvimi bilgisi dakikalar içinde elinizde.

Bilgileriniz yalnızca size dönüş yapmak için kullanılır.

WhatsApp'ta Görüşmeye Başla