Asya Akademi — İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Kurumu
Fabrika zemininde projeleri inceleyen baretli ve reflektörlü yelekli işveren ve İSG uzmanı
Mevzuat

İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri Nelerdir?

İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesinde kilit rol oynayan işveren yükümlülükleri, sadece yasal bir zorunluluk değil, işletmelerin sürdürülebilirliği için yatırımdır.

26 Temmuz 202610 dk okuma

Öne çıkanlar

  • 6331 sayılı Kanun, çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işverenlere proaktif önlem alma zorunluluğu getirir.
  • İşverenler, tehlike sınıfına uygun iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmekle mükelleftir.
  • Risk değerlendirmesi ve acil durum planları, kopyala-yapıştır mantığıyla değil, işyerine özgü hazırlanmalıdır.
  • İş kazalarının SGK'ya 3 iş günü içinde bildirilmemesi ağır idari para cezaları ve hukuki yaptırımlarla sonuçlanır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye'deki çalışma hayatında reaktif yaklaşımdan proaktif yaklaşıma doğru keskin bir geçiş yaşandı. Eskiden sadece bir kaza olduktan sonra yara sarma mantığıyla işleyen sistem, yerini tehlikeleri henüz kaynağındayken tespit edip yok etmeyi hedefleyen modern bir önleme kültürüne bıraktı. Bu dönüşümün merkezinde ise şüphesiz işverenler yer alıyor. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, sadece mevzuatın emrettiği birkaç evrakın dosyalanmasından ibaret değildir; aksine, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü korumayı amaçlayan, yaşayan ve sürekli güncellenen bir sistemin yönetilmesidir.

Sahadaki uygulamalarda, yasal yükümlülüklerin kapsamının tam olarak anlaşılamaması nedeniyle idari para cezalarıyla veya daha kötüsü, telafisi imkansız iş kazalarıyla karşılaşıldığını sıklıkla gözlemliyoruz. İşveren, işyerinde alınan tedbirlerin yeterliliğini sorgulamak, bu tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemek ve değişen şartlara göre yeni önlemler almakla mükelleftir. Yargıtay kararlarına da yansıyan temel prensip şudur: İşveren, mevzuatta açıkça yazmasa bile, aklın, bilimin ve teknolojinin gerektirdiği her türlü önlemi almak zorundadır. Bu geniş sorumluluk alanı, profesyonel bir destek almayı ve nitelikli İş Güvenliği Eğitimleri ile süreci desteklemeyi zorunlu kılar.

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) süreçlerinin başarılı bir şekilde yürütülmesi, en tepe yöneticiden sahadaki en alt kademe çalışana kadar uzanan bir inanç ve kararlılık meselesidir. İşveren, bu kültürün mimarıdır. Bütçe ayırmak, yetki devretmek ve sadece kağıt üzerinde kalmayan gerçekçi politikalar üretmek işverenin asli görevidir. Şimdi, 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde işverenin omuzlarındaki bu ağır ama bir o kadar da hayati yükümlülüklerin detaylarına, sahada en çok takılan noktalara ve çözüm yollarına derinlemesine inelim.

6331 Sayılı Kanun Çerçevesinde Temel Sorumluluklar

6331 sayılı İSG Kanunu'nun 4. maddesi, işverenin genel yükümlülüklerini çok net bir çerçeveye oturtur. İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu genel cümlenin altı oldukça doludur. İşveren; mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. Kısacası, 'Ben baretleri aldım, gerisi çalışanın sorunu' mantığı yasal olarak tamamen geçersizdir.

Bu yükümlülüklerin ifasında işverenin izlemesi gereken yasal bir hiyerarşi vardır. Risklerden kaçınmak, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, risklerle kaynağında mücadele etmek ve işi kişilere uygun hale getirmek bu hiyerarşinin ilk basamaklarıdır. Örneğin, fabrikada aşırı gürültü çıkaran eski bir pres makinesi varsa, işverenin ilk görevi çalışanlara kulaklık dağıtmak değildir. İlk görev, o makineyi daha sessiz çalışan yeni bir teknolojiyle değiştirmek veya makineyi izole etmektir. Kişisel koruyucu donanımlar (KKD), ancak toplu korunma önlemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda son çare olarak devreye girmelidir.

Ayrıca işveren, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek, denetlemek ve uygunsuzlukları gidermekle de yükümlüdür. Gözetim yükümlülüğü, Türk Hukuku'nda işverenin sorumluluğunu belirleyen en kritik kavramlardan biridir. Çalışan, verilen koruyucu donanımı kullanmıyorsa, işveren 'Ben verdim ama takmıyor' diyerek sorumluluktan kurtulamaz. İşveren, o donanımın kullanılmasını sağlamak, gerekirse disiplin mekanizmalarını işletmek zorundadır.

  • Risklerden tamamen kaçınmak veya kaçınılamayanları kaynağında yok etmek.
  • Teknik gelişmelere uyum sağlayarak tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek (İkame prensibi).
  • Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre her zaman öncelik vermek.
  • Çalışanlara, yaptıkları işe ve tehlikelere uygun talimatlar vermek ve süreci denetlemek.
Toplantı odasında risk değerlendirme raporlarını inceleyen İSG kurulu
İş sağlığı ve güvenliği kurulları, risk değerlendirmesi ve önleyici faaliyetlerin planlanmasında işverenin en büyük destekçisidir.

İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi Görevlendirme Şartları

İşverenin en bilinen yükümlülüklerinden biri, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına uygun olarak İSG profesyonelleri görevlendirmektir. İşyerleri; Az Tehlikeli, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli olmak üzere üç ana NACE (Faaliyet) koduna göre sınıflandırılır. İşveren, bu sınıflandırmaya uygun belgeye sahip profesyonellerle çalışmak zorundadır. Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir maden ocağı veya büyük bir inşaat projesi yürüten işverenin, mutlaka A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Eğitimi almış ve bakanlıkça yetkilendirilmiş bir uzman ile sözleşme yapması yasal bir zorunluluktur.

Aynı şekilde, çalışanların sağlık gözetimini yürütmek, meslek hastalıklarını önlemek ve poliklinik hizmetlerini vermek üzere İşyeri Hekimliği Kursu mezunu sertifikalı hekimlerin görevlendirilmesi de şarttır. İşveren, bu profesyonelleri tam zamanlı olarak kendi bünyesinde istihdam edebileceği gibi, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinden (OSGB) hizmet alımı yoluyla da bu yükümlülüğünü yerine getirebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, hizmet alımının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığıdır. Uzman veya hekim, işverene rehberlik ve danışmanlık yapar; tedbirleri fiilen uygulamak ve finanse etmek işverenin görevidir.

Görevlendirilecek profesyonellerin çalışma süreleri, işyerindeki çalışan sayısına göre dakika bazında hesaplanır. Uzman ve hekimin işyerindeki görevlerini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirebilmeleri için işveren gerekli tüm kolaylığı sağlamak, onlara uygun bir çalışma ortamı tesis etmek ve tavsiyelerini dikkate almak zorundadır. Uzmanın tespit edip Onaylı Defter'e yazdığı hayati bir tehlikeyi görmezden gelmek, olası bir kaza durumunda işverenin 'bilinçli taksir' ile yargılanmasına yol açabilir.

Tehlike SınıfıGereken Uzman BelgesiUzman Süresi (Kişi Başı / Ay)Hekim Süresi (Kişi Başı / Ay)
Az TehlikeliA, B veya C Sınıfı10 Dakika5 Dakika
TehlikeliA veya B Sınıfı20 Dakika10 Dakika
Çok TehlikeliA Sınıfı40 Dakika15 Dakika
Tehlike Sınıflarına Göre İSG Profesyoneli Görevlendirme Kriterleri

Risk Değerlendirmesi Sürecinde İşverenin Aktif Rolü

Risk değerlendirmesi, işyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşme olasılıklarının hesaplanması ve gerekli önlemlerin planlanması sürecidir. Birçok işverenin düştüğü en büyük yanılgı, risk değerlendirmesini sadece iş güvenliği uzmanının hazırlaması gereken bir dosya olarak görmesidir. Oysa Kanun, risk değerlendirmesinin bir 'ekip' işi olduğunu vurgular. İşveren veya işveren vekili, bu ekibin doğal lideridir. Ekipte uzman, hekim, çalışan temsilcileri ve destek elemanları yer almalıdır. Masa başında kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanan risk analizleri, sahada hiçbir işe yaramadığı gibi, denetimlerde ve kaza soruşturmalarında işvereni korumaz.

İşveren, çalışma ortamının özelliklerini, kullanılan iş ekipmanlarını, kimyasal maddeleri ve çalışanların özel durumlarını (genç, yaşlı, engelli, gebe çalışanlar) dikkate alarak detaylı bir saha analizi yapılmasını sağlamalıdır. Riskler skorlandığında, yüksek riskli çıkan maddeler için derhal bir aksiyon planı oluşturulmalı ve bu planlara birer termin (bitiş) süresi ile sorumlu atanmalıdır. İşveren, atanan bu sorumluların işlerini zamanında yapıp yapmadığını takip etmekle yükümlüdür.

Risk değerlendirmesi yaşayan bir belgedir. İşyerine yeni bir makine alındığında, yeni bir üretim tekniğine geçildiğinde, iş kazası veya ramak kala olayı yaşandığında risk değerlendirmesi kısmen veya tamamen yenilenmelidir. Ayrıca, tehlike sınıfına göre az tehlikeli işyerlerinde altı, tehlikeli işyerlerinde dört, çok tehlikeli işyerlerinde ise iki yılda bir rutin olarak yenilenmesi yasal bir mecburiyettir.

Uzman Uyarısı: Kopyala-Yapıştır Raporlara Dikkat!

Piyasada standart şablonlarla hazırlanan ve işyerinizin gerçek tehlikelerini yansıtmayan risk değerlendirme raporları hukuki bir güvence sağlamaz. Olası bir kazada bilirkişiler, raporda yazan önlemlerin sahada fiilen uygulanıp uygulanmadığına bakar. İşveren olarak raporu mutlaka okuyun ve onaylayın.

Acil durum planlarının hazırlanması da risk değerlendirmesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yangın, deprem, sel, kimyasal sızıntı veya sabotaj gibi acil durumlara karşı ekiplerin (söndürme, kurtarma, koruma, ilk yardım) kurulması, bu ekiplere özel eğitimler aldırılması ve yılda en az bir kez gerçeğe uygun tatbikat yapılması işverenin sorumluluğundadır. Tatbikatların fotoğraflanarak tutanak altına alınması, sistemin işlerliğini kanıtlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Çalışanların İSG Eğitimleri ve Bilgilendirilme Hakkı

Bir işyerinde fiziki olarak dünyanın en güvenli sistemlerini kursanız bile, eğer çalışanlar bu sistemleri nasıl kullanacaklarını bilmiyorlarsa kaza kaçınılmazdır. Bu nedenle çalışanların eğitimi, işverenin en kritik yükümlülükleri arasındadır. İşe yeni başlayan her çalışan, sahaya çıkmadan önce mutlaka Temel İSG Eğitimi almalıdır. Bu eğitimler; genel konular, sağlık konuları ve teknik konular olmak üzere üç ana başlıkta toplanır. Çalışanların yasal hak ve sorumlulukları, meslek hastalıklarının sebepleri, iş ekipmanlarının güvenli kullanımı, ekranlı araçlarla çalışma ve ergonomi gibi konular bu eğitimlerin omurgasını oluşturur.

Eğitimler, işyerinin tehlike sınıfına göre belirli sürelerde ve periyotlarda verilmelidir. Çok tehlikeli sınıfta yer alan bir işletmede çalışanlar her yıl en az 16 saat eğitim almak zorundayken, az tehlikeli sınıfta bu süre üç yılda bir 8 saattir. İşveren, eğitimlerin verimli geçmesi için uygun mekan ve araç-gereç sağlamak, eğitim sürelerini çalışma süresinden saymak zorundadır. Eğitimlerin maliyeti kesinlikle çalışanlara yansıtılamaz. Ayrıca, iş kazası geçiren bir çalışan işe dönüşünde mutlaka ek bir bilgilendirme eğitimine tabi tutulmalıdır.

Eğitimlerin belgelendirilmesi de en az eğitimin verilmesi kadar önemlidir. Katılımcıların imzalarının yer aldığı eğitim katılım tutanakları ve eğitim sonunda yapılan ölçme-değerlendirme sınavlarının evrakları çalışanın özlük dosyasında titizlikle saklanmalıdır. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde, çalışanın yaptığı işe dair Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) belgesi veya kalfalık/ustalık belgesi olup olmadığını kontrol etmek, belgesi olmayanları kesinlikle o işlerde çalıştırmamak işverenin mutlak yükümlülüğüdür.

Tehlike SınıfıEğitim Süresi (En Az)Yenileme Periyodu
Az Tehlikeli8 Saat3 Yılda Bir
Tehlikeli12 Saat2 Yılda Bir
Çok Tehlikeli16 SaatYılda Bir
Tehlike Sınıflarına Göre Temel İSG Eğitimi Süreleri ve Yenileme Periyotları
Çalışanlara sahada uygulamalı iş sağlığı ve güvenliği eğitimi veren uzman
Teorik eğitimlerin saha uygulamalarıyla desteklenmesi, güvenlik kültürünün çalışanlar tarafından benimsenmesi için şarttır.

Sağlık Gözetimi ve İşe Giriş Muayenelerinin Önemi

Çalışanların sağlık gözetimi, işe giriş aşamasında başlar ve işten ayrılıncaya kadar devam eder. İşveren, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlamakla yükümlüdür. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacak olanlar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamazlar. Bu raporlar mutlaka işyeri hekimi tarafından verilmelidir; dışarıdan alınan standart sağlık raporları yasal olarak geçerli kabul edilmez.

İşe giriş muayenelerinin yanı sıra, çalışanların sağlık durumları periyodik olarak da kontrol edilmelidir. Periyodik muayene süreleri az tehlikeli sınıfta en geç beş yılda bir, tehlikeli sınıfta en geç üç yılda bir, çok tehlikeli sınıfta ise en geç yılda bir kez tekrarlanmalıdır. Özellikle kimyasal maddelerle çalışılan, ağır toz veya gürültüye maruz kalınan işyerlerinde hekimin kararıyla bu süreler daha da kısaltılabilir. Sağlık gözetimi süreçlerinde işyeri hekimine destek olan, kayıtları tutan ve hijyen denetimlerine katılan sağlık profesyonellerinin yetiştirildiği Diğer Sağlık Personeli (DSP) Kursu programları, işyerlerindeki sağlık organizasyonunun kalitesini artıran önemli bir unsurdur.

Çalışan, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uzun süre işten uzak kalmışsa, işe dönüşünde kendi talep etmesi halinde hekim tarafından tekrar muayene edilmeli ve gerekiyorsa iş yerinde farklı bir pozisyonda görevlendirilmelidir. Gebe, emziren, genç veya engelli çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar için sağlık gözetimi çok daha sıkı tutulmalı, gece vardiyalarında çalıştırılma yasakları gibi mevzuattan doğan tüm kısıtlamalara harfiyen uyulmalıdır.

İşverenlerin sağlık gözetimi konusunda yaptığı en yaygın hatalardan biri, sağlık raporlarını sadece bir prosedür olarak görmeleridir. Oysa işitme kaybı başlayan bir çalışanı gürültülü ortamda çalıştırmaya devam etmek veya bel fıtığı başlangıcı tespit edilen birine ağır yük taşıtmak, ileride açılacak meslek hastalığı tazminat davalarında işvereni yüzde yüz kusurlu duruma düşürecektir.

İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Bildirim Süreçleri

İşyerinde tüm önlemler alınmasına rağmen istenmeyen bir iş kazası meydana geldiğinde veya bir meslek hastalığı şüphesi ortaya çıktığında, işverenin yasal bildirim yükümlülükleri devreye girer. İşveren, bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutmak, gerekli incelemeleri yaparak bunlarla ilgili raporları hazırlamak zorundadır. Sadece yaralanmayla sonuçlanan kazalar değil, yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan 'ramak kala' olayları da kayıt altına alınmalı ve incelenmelidir.

Bildirim süreleri mevzuatta kesin olarak belirlenmiştir. İşveren, iş kazalarını kazadan sonraki 3 iş günü içinde, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını ise öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) bildirmek zorundadır. Bildirimin süresinde yapılmaması, SGK tarafından ağır idari para cezaları kesilmesine neden olur. Ayrıca, kaza sonrası çalışana ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri (rapor paraları), bildirim yapılmadığı takdirde SGK tarafından işverenden tahsil edilir.

İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak her zaman maliyetli görünebilir; ancak bir iş kazasının bedeli, o önlemi almanın maliyetinden katbekat daha ağırdır. Önlemek, ödemekten ucuzdur.

Kaza sonrasında işverenin yapması gereken bir diğer önemli adım, kaza kök neden analizini gerçekleştirmektir. 'Çalışan dikkatsizdi' diyerek dosyayı kapatmak modern İSG anlayışına terstir. Neden dikkatsizdi? Aşırı mı çalıştırıldı? Eğitimi mi eksikti? Makinenin koruyucusu mu iptal edilmişti? Bu soruların cevapları bulunarak risk değerlendirmesi güncellenmeli ve benzer bir kazanın tekrar yaşanması kesin olarak engellenmelidir.

İdari Para Cezaları ve Hukuki Yaptırımların Boyutu

İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, işverenler için hem idari hem de hukuki-cezai açıdan çok ciddi sonuçlar doğurur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan denetimlerde tespit edilen eksiklikler için, 6331 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca idari para cezaları uygulanır. Bu cezalar, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre katlanarak artar. Örneğin, risk değerlendirmesi yapmamanın, iş güvenliği uzmanı atamamanın veya temel eğitimleri vermemenin cezası, eksikliğin devam ettiği her ay için ayrı ayrı kesilir ve işletmeleri iflas noktasına getirebilecek devasa rakamlara ulaşabilir.

İdari para cezalarının ötesinde, ölümlü veya yaralanmalı bir iş kazası yaşandığında işveren ve vekilleri için Türk Ceza Kanunu kapsamında 'taksirle adam öldürme veya yaralama' suçlamasıyla ceza davaları açılır. Eğer işveren, uzmanın uyardığı bir tehlikeyi bile bile gidermemişse, suçun vasfı 'bilinçli taksir'e dönüşür ve verilecek hapis cezaları artar, paraya çevrilmesi zorlaşır. Kurumsal firmalar, bu tür ağır hukuki süreçlerle karşılaşmamak için, uzman kadrolarını eğitmek adına İzmir İş Güvenliği Kursu gibi bölgesel eğitim merkezlerinden veya profesyonel kurumlardan sürekli destek almaktadırlar.

İşin bir de tazminat boyutu vardır. Kaza geçiren çalışan veya vefatı halinde yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davaları ile SGK'nın kazazedeye bağladığı gelirin işverenden talep edildiği 'rücu davaları', işverenin kusur oranına göre hesaplanır. Yargıtay uygulamalarında işveren, çalışanını gözetme borcunu en üst düzeyde yerine getirdiğini somut delillerle (imzalı eğitim tutanakları, zimmetli KKD formları, uyarı yazıları, denetim tutanakları) ispatlayamazsa kusurlu bulunur.

İşyerlerinde En Sık Karşılaşılan İSG İdari Para Cezası Nedenleri
Uzman/Hekim Görevlendirmeme35 %
Risk Değerlendirmesi Yapmama25 %
Çalışan Eğitimlerinin Eksikliği20 %
İş Kazasını Süresinde Bildirmeme15 %
Sağlık Gözetimi Eksiklikleri5 %
Şantiyede dijital tablet ile güvenlik denetimi yapan İSG profesyoneli
Saha denetimleri, kağıt üzerindeki planların gerçeğe dönüşüp dönüşmediğini kontrol etmenin tek yoludur.

İşverenler İçin Sahada Uygulanabilir İSG Kontrol Listesi

İş sağlığı ve güvenliği süreçleri karmaşık görünse de, sistematik bir yaklaşımla kolayca yönetilebilir. İşletmenizi yeni kurduysanız veya mevcut İSG sisteminizin yasal mevzuata uygunluğunu denetlemek istiyorsanız, öncelikle mevcut durum analizi yapmalısınız. Yükümlülüklerinizi yerine getirirken bürokrasiye boğulmak yerine, sahadaki gerçek risklere odaklanmak hayat kurtarır. İSG kültürünü işletmenin DNA'sına işlemek, sadece cezaları önlemekle kalmaz, aynı zamanda çalışan motivasyonunu ve üretim verimliliğini de doğrudan artırır.

Aşağıdaki pratik kontrol listesi, bir işveren olarak yasal sorumluluklarınızı ne ölçüde yerine getirdiğinizi test etmeniz için hazırlanmıştır. Bu maddelerden herhangi birine 'Hayır' veya 'Emin değilim' yanıtını veriyorsanız, işletmenizde ciddi bir yasal boşluk ve kaza riski bulunuyor demektir. Vakit kaybetmeden profesyonel bir destek almalı ve eksikliklerinizi gidermelisiniz.

  • İşyerimin tehlike sınıfına uygun sürelerde İSG Uzmanı ve İşyeri Hekimi atamasını İSG-KATİP üzerinden onayladım mı?
  • İşyerime özgü, güncel ve tüm süreçleri kapsayan bir Risk Değerlendirme Raporu ekiple birlikte hazırlandı mı?
  • Tüm çalışanlarımın işe giriş sağlık raporları mevcut mu ve periyodik muayeneleri zamanında yapılıyor mu?
  • Çalışanlarımın tamamı, tehlike sınıfına uygun saat aralığında Temel İSG Eğitimlerini aldı ve belgeleri özlük dosyalarında mı?
  • Acil durum planım (yangın, deprem vb.) hazır mı, destek elemanları atandı mı ve yılda bir kez tatbikat yapılıyor mu?
  • Tehlikeli makinelerin koruyucu donanımları tam mı ve periyodik kontrolleri (asansör, kompresör, kazan vb.) yetkili kurumlara yaptırıldı mı?
  • İş sağlığı ve güvenliği kurulu (50 ve daha fazla çalışanı olan, 6 aydan fazla süren işler için) oluşturuldu ve düzenli toplanıyor mu?

Sıkça sorulan sorular

Evet, 6331 sayılı Kanun çalışan sayısına bakmaz. 1 çalışanı olan az tehlikeli işyerleri de risk değerlendirmesi yapmak, acil durum planı hazırlamak ve çalışanına temel İSG eğitimi aldırmak zorundadır. Sadece uzman ve hekim atama zorunluluğu, kamu kurumları ve 50'den az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri için belirli bir süre ertelenmiştir.

Uzman ve hekim görevlendirmeme cezası, işyerinin çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre her ay için ayrı ayrı hesaplanır. Bu rakamlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmakta olup, eksikliğin aylarca sürmesi durumunda yüz binlerce lirayı bulan idari para cezalarıyla karşılaşılmaktadır.

Kesinlikle hayır. 6331 sayılı Kanun gereği, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınacak her türlü önlemin maliyeti tamamen işverene aittir. Baret, çelik burunlu ayakkabı, iş eldiveni gibi hiçbir donanımın bedeli çalışana yansıtılamaz.

İşveren, meydana gelen iş kazasını kazadan sonraki 3 (üç) iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmek zorundadır. Hafta sonları ve resmi tatiller iş günü sayılmaz.

Evet. Çalışanın, işverenin görevlendirmesiyle işyeri dışında bulunduğu sırada veya işverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş gelişi sırasında meydana gelen kazalar da iş kazası olarak kabul edilir ve bildirim zorunluluğu vardır.

Risk değerlendirmesi; çok tehlikeli işyerlerinde en geç 2 yılda bir, tehlikeli işyerlerinde en geç 4 yılda bir, az tehlikeli işyerlerinde ise en geç 6 yılda bir yenilenmelidir. Ancak işyerinde ciddi bir değişiklik veya kaza olması durumunda süre beklenmeksizin yenilenir.

60 saniyede ön kayıt

Yeni dönem kontenjanları dolmadan yerinizi ayırtın

Formu doldurun, WhatsApp'ta eğitim danışmanınızla anında görüşmeye başlayın. Ücret, taksit ve dönem takvimi bilgisi dakikalar içinde elinizde.

Bilgileriniz yalnızca size dönüş yapmak için kullanılır.

WhatsApp'ta Görüşmeye Başla